OBTÜRATÖRLER
Üst çene defektlerinin sınıflandırılması
1-Orta hat rezeksiyonlu vakalar
2-Tek taraflı rezeksiyonlu vakalar
3-Çift taraflı rezeksiyonlu vakalar
4-Merkezi rezeksiyonlu vakalar
5-Arka kısım rezeksiyonlu vakalar
6-Ön kısım rezeksiyonlu vakalar
7-Total üst çene rezeksiyonlu vakalar
Üst çene defekt protezlerinde ameliyat öncesi hazırlıklar:
Hastanın değerlendirilmesi
DESTEK
A-Rezeksiyon sonrası üst çene desteği
2- Alveol sırtı
3-Kalan sert damak
B- DEFEKT İÇİ DESTEK
2-Processus pterygoideus ve os temporale
3- Septum nasale
Obtüratörlerde retansiyon
1- Dişler
2- Alveol sırtı
B-Defekt içi retansiyon:
B-Defekt içi retansiyon
1-Kalan yumusak damak:
2-Kalan sert damak:
3-Ön burun boşluğu
4- Yan yara bandı
5- Yan duvar yüksekliği
Obtüratörlerde stabilite
Stabilite
Stabilite
Kalan üst çene
Defekt içi stabilite
oklüzyon
ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI
ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI
ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI
ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI
Rezeksiyon protezleri yapım zamanına göre
Geçici protezler
İmmediat obtüratörler
Tedavi obtüratörleri
Daimi obtüratörler
İmmediat defekt protezlerinin yararları:
İmmediat protezlerin hazırlanması
Obtüratör tutuculuğunda faydalanılan yapılar
1-Elastik Maddeler:
2-Şişirilebilir lastik bulblar
3-Yüz ve üst çeneyi içine alan protezler
4-Yaylar
5-Manyetikler
6-Yapıştırıcılar
7-Suksiyonlar
8-İmplantlar
Obturatörlerde stabilite
Obturatörleri etkileyen kuvvetler
Obturatörleri Etkileyen Kuvvetler-2
Obtüratörlerin Sınıflandırılması-1
Obtüratörlerin Sınıflandırılması-2
Obtüratörlerin Sınıflandırılması-3
Daimi obtüratörler
Obturatörde Yapılan Bulb İle İlgili Özellikler:
Obturatörlerde 2 çeşit bulb vardır
Hollow-bulb Obtüratör
Çift Parça Olarak Yapılması
Tek parça Yapımı:
Tek parça Yapımı
2-Bukkal Uzantılı Obtüratörler:
Bukkal uzantılı obturatörlerin avantajları;
Obturatör bulbunun yapıldığı materyale göre :
15.21M

Obtüratörlerson (1)

1. OBTÜRATÖRLER

2.

Ambroise Pare
(1517-1590)

3.

Pierre Fauchard (16781761) 1728 yılında “Le
chirurgien dentiste, ou traite
des dents” isimli kitabını
yayınlamıştır.

4. Üst çene defektlerinin sınıflandırılması

Orta hat rezeksiyonlu vakalar
Tek taraflı rezeksiyonlu vakalar
Çift taraflı rezeksiyonlu vakalar
Merkezi rezeksiyonlu vakalar
Arka kısım rezeksiyonlu vakalar
Ön kısım rezeksiyonlu vakalar
Total üst çene rezeksiyonlu
vakalar

5. 1-Orta hat rezeksiyonlu vakalar

Üstçene orta hattan
rezeke edilmiştir.
Kalan üst çene
yapıları dişli veya
dişsiz olabilir. Defekt
arka yönde yumuşak
damağı da içine
alabilir ya da
almayabilir.

6. 2-Tek taraflı rezeksiyonlu vakalar

Defekt tek taraflı ve
ve defekt tarafındaki
os. Premaksillaya
kadar uzanan
şekildedir. Kalan
yapılar dişli veya
dişsiz olabilir. Defekt
arka yönde yumuşak
damağı da içine
alabilir ya da
almayabilir.

7. 3-Çift taraflı rezeksiyonlu vakalar

Defekt orta hattı
aşmış, diğer taraftaki
premaksillayı da içine
almıştır. Eğer varsa
kalan dişler bir hat
üzerindedir. Defekt
arka yönde yumuşak
damağı da içine
alabilir ya da
almayabilir.

8. 4-Merkezi rezeksiyonlu vakalar

Defekt sert damağın
ortasındadır. Dişler
mevcut olabilir ya da
olmayabilir. Bu grup
defektler cerrahi
rezeksiyon sonucu
olabildiği gibi, sifilis
gibi hastalıklarlada
oluşabilir.

9. 5-Arka kısım rezeksiyonlu vakalar

Cerrahi defekt çift
taraflıdır. Ve sağlam
üst çene yapılarının
arkasında yer alır.
Defekt arka yönde
yumuşak damağı da
içine alabilir ya da
almayabilir.

10. 6-Ön kısım rezeksiyonlu vakalar

Defekt kalan üst çene
yapılarının önünde yer
almıştır ve çift
taraflıdır.

11. 7-Total üst çene rezeksiyonlu vakalar

Üst çenenin tümüyle çıkarıldığı vakalardır.
Yumuşak damak hastada mevcut olabilir.

12.

13.

14.

15.

16.

Çene-yüz defektli
hastalara yapılacak
protetik tedavinin
başarısında protez
uzmanının ameliyat
öncesi cerrah ile yapacağı
konsültasyon önemlidir
Lezyonun yeri,
büyüklüğü, klinik ve
radyografik muayenesi
kadar histopatolojisi de
bilinmelidir. Böylece
protez uzmanı lezyonun
yeri, büyüklüğü hakkında
fikir sahibi olabileceği
gibi, hastalığın histopatolojik teşhisi, lezyonun
yayılma hızı, radyoterapi
ve kemoterapiya olan
duyarlılığı, hastalığın
prognozu ile ilgili bilgi
sahibi olabilir.

17.

Rezeksiyon Sebebiyle Yapılan Çene-yüz
Protezleri Kendi İçinde 3 Grupta
Toplanabilir;
1- Üst çene rezeksiyon protezleri
2- Alt çene rezeksiyon protezleri
3- Yüz protezleri

18. Üst çene defekt protezlerinde ameliyat öncesi hazırlıklar:

Ağızda kalacak olan doğal dişlerin
değerlendirilmesi ve gerekli tedavilerinin
yapılması
Ağızda protez için gerekli olan küçük
cerrahi girişimlerin yapılması
Rezeksiyon alanının cerrahla birlikte
planlanması
Proc. Coronoideusun değerlendirilmesi

19. Hastanın değerlendirilmesi

Defekt bölgesinin klinik olarak göz ve el ile
muayenesi yapılmalıdır
*kusma problemi
*defekt bölgesinin, burun, konkalar, paranasal ve nasofarigeal
bölgelerle olan ilişkisi hava yolları, septum nasalenin durumu
*kalan yumuşak damağın miktarı, fonksiyonu,nefes borusunun
açılma yeri
*göz tabanının durumu,
*defekt üzerinden proc. coronoideusun geçme durumu,
*Defektin yan duvarlarındaki kemik yapıların olup olmadığı
incelenmelidir.

20. DESTEK

Destek, protezin dokuya doğru olan
hareketine karşı dirençtir.
Üstçenenin kendisinin ve kalan defekt içi
desteklerin dikkatlice değerlendirilmesi
gerekir.

21. A-Rezeksiyon sonrası üst çene desteği

Kalan üst çenede destek sağlayacak
alanlar; dişler, alveol sırtı ve sert damaktır.
1- Dişler; çürük ve periodontal problemler
giderilmeli, kalan dişlerin hepsinin birlikte
veya grup olarak splintlemesi yapılmalı.
Oklüzal tırnaklar planlanmalı.

22. 2- Alveol sırtı

Alveol sırtının önemi kalan dişlerin sayısı
azaldıkça artar.
Büyük, geniş, kare veya ovoid yapıdaki bir
sırt, incelen yapıdaki dar ve küçük sırta
nazaran daha iyi destek sağlar.
Premaksilla veya tuber’i bırakılmış hastada
protezin yaygınlığı arttığından destek de
artacaktır.

23. 3-Kalan sert damak

Geniş düz bir damak yüksek ve derin
damağa nazaran destek açısından daha
yararlıdır.
Desteği azaltacağı düşüncesiyle eğer varsa
damaktaki toruslar düzeltilmelidir.
Sert damağın kısmen de alınması yumuşak
damakta kusma refleksini değiştirerek
protezin normalden arkaya doğru daha
uzun yapılmasına imkan verir.

24. B- DEFEKT İÇİ DESTEK

Defekt içi destek olarak defekt içindeki
yapılar dikkatlice değerlendirilmelidir.
1-Göz tabanı: destek olarak kullanımı
minimal olmalıdır. Gözün boşaltılması söz
konusu ise destek olarak kullanılmaz. Göz
tabanı alınmış ise buraya temas ettirilmez.
Defek için kullanılacak destek esas olarak
protezin defek içindeki rotasyonunu
engellemek için kullanılır. Hasta çiğneme
için sağlam tarafı kullanmalıdır.

25. 2-Processus pterygoideus ve os temporale

Destek amacıyla obturatörde ençok kullanılan
bölge; defektin arka yan tarafında kalan kemik
yapılardır. Bu yapı eğer proc. Pterygoideus’un iç
yan laminası veya alınmışsa temporal kemiğin ön
yüzeyi olabilir. Bu kemik yapı ile protezin teması
yaygın olmalıdır.
Desteği enaz 3 noktada sağlamak obtüratorün
defek içi rotasyonunu önleyecektir.

26. 3- Septum nasale

Kısmen kıkırdak tan meydana gelmiş ve burun
epiteli ile örtülü olması sebebiyle zayıf bir
destektir.
Rutin olarak destek amaçlı kullanılmamalıdır.
Fakat oldukça geniş defektlerde defektin arka
yan sahasında pozitif destekle beraber
kullanılırsa obtüratörün defekt içine doğru olan
rotasyonuna karşı ilave destek sağlar.

27. Obtüratörlerde retansiyon

A- Üst çene retansiyonu
üst çenedeki obtüratör retansiyonu;
1- dişler:
2- Alveol sırtı’ nın şekline bağlıdır.
B- Defekt içi retansiyon,
Kalan yumuşak damak,
Kalan sert damak,
Ön burun boşluğu,
Yan yara bandı,
Yan duvar yüksekliği

28. 1- Dişler

Obturatörün retansiyonunu sağlamada dişlerden fazlaca
yararlanmaya çalışılır. Kalan dişlerin sayısı, pozisyonu ve
periodontal durumları, bu dişlerin karşılayabileceği
kuvvetleri değerlendirmede önemli faktörlerdir.
Kalan dişlerin hepsinin veya bazılarının splintlenmesi,
öncelikle destek dişlere yönelmiş kuvvetlerin tüm dişlere
yayılması için gerekebilir. Obturatör planlamasında kron
içi veya kron dışı direkt tutuculardan faydalanılabilir.
Kalan dişler tek tarafta ise kron içi tututucuların yapımı
obturatörün defekt içindeki dikey hareket miktarını ,en
aza indirebilir.
Defekt küçük ve kalan dişler stabil ise kron içi tutucular
kullanılabilir. Ancak defekt büyük ise ve kalan dişlerin
hepsi veya bir kısmı periodontal yönden sağlıksız ise
kuvvet kırıcılı kron dışı bağlantılar kullanılmalıdır.

29. 2- Alveol sırtı

Dişlerin total eksikliğinde obtüratörün
tutuculuğun tam protezlerde olduğu esaslara
bağlı değerlendirmek gerekir.
Alveol sırtının büyüklüğü ve şekli retansiyonu
etkiler. Geniş tepeli bir sırt, ufak veya sivri tepeli
sırta nazaran daha tutucudur.
Geniş ve düz bir damak şekli de derin, eğimli bir
damağa nazaran daha tutucudur.
Cerrahi operasyonda; premaksilla, ve/veya tuber
korunursa protetik açıdan daha avantajlı olur.

30. B-Defekt içi retansiyon:

Bir obturatörün retansiyonu defekt büyük
ise, ne dişli nede dişsiz hastalarda kalan
üst çene yapıları tarafından yeterli şekilde
sağlanamaz. Obturatör retansiyonunu
sağlamada. defekt içinde ve çevresinde 5
saha vardır. Bunlar, kalan yumuşak ve sert
damak, burun delikleri, yan yara bandı,
yan duvar yüksekliğidir.

31. B-Defekt içi retansiyon

Kalan yumuşak
damak
Kalan sert damak
Burun delikleri
Yan yara bandı
Yan duvar yüksekliği

32. 1-Kalan yumusak damak:

Yumuşak damak, obturatörün arkasında yiyecek ve sıvı
geçişini en aza indirecek bir kapak vazifesini görecektir.
Obturatörde yumuşak damağın nazofarenks tarafı
üzerine bir uzantı yapılması bu amaca, hizmet edecektir
ve aynı zamanda retansiyon sağlayacaktır. Yumuşak
damağın operasyon sırasında tamamen alınmaması
önemlidir.
Yumuşak damağın üst yüzeyine doğru olan uzantının
büyüklüğü, defekt sahası, farinksin arka yan duvarları,
kalan yumuşak damağın eğimi ve gerginliği ile sınırlıdır.
İdeal olarak uzantının büyüklüğü arttıkça daha iyi bir
kapatma ve retansiyon sağlanır. Nazofaringeal uzantının
boyut ve pozisyonu, protezin giriş ve çıkış yolu ile ilgilidir.
Nazofaringeal uzantının dikey yönde nefes borusunu
kapatmayacak şekilde yapılması gereklidir.

33. 2-Kalan sert damak:

Rezeksiyon bölgesine bağlı olarak bu hat boyunca kavite
içine doğru değişik derecelerde undercutlar olacaktır.
Undercutların kullanımının bütün obturatörlerde
düşünülmemesine rağmen bazen defektin orta hattındaki
undercutların kullanımı retansiyonu arttırabilir. Bu da
dişsiz hastada veya geri kalan dişleri periodontal yönden
sağlıksız hastalarda bir avantajdır. Defektin orta
hattındaki undercutların kullanımı, protezin giriş ve çıkış
yoluna bağlıdır. Bu kenar boyunca mevcut undercut içine
giren obturatör uzantısı yumuşak bir protez materyali ile
daha iyi şekilde sağlanır. Bunda amaç dikey ve yatay yer
değiştirmeye direnç sağlamaktır.

34. 3-Ön burun boşluğu

Ön burun açıklığına tek taraflı veya çift taraflı olarak
defekt içinde varılabilir. Bu septum nasalisin yokluğuna
ve defektin orta çizgiye veya ötesine uzanmasına
bağlıdır. Eğer ön burun deliklerine defektten
ulaşılabiliyorsa burunun bu kısmı için olan kemik desteği
kaybedilmiştir. Bu durumda bu kısımdaki dokunun sınırlı
bir gerilme kabiliyeti ortaya çıkacaktır, bu da bize
özellikle . protezin ağza takılıp çıkarılması sırasında bir
avantaj sağlayacaktır. Çünkü buradaki dokunun esneme
oranı ile birlikte nazofaringeal uzantının da boyu
arttırılabilecektir.

35. 4- Yan yara bandı

Üst çene rezeksiyonundan sonra cerrahi kapama
için deri greftleri kullanılır. Deri grefti ile ağız
mukozasının birleşim yeri lokalize skatrize bir
yara bandı oluşur. Birleşme yerinin üzerinde olan
deri esnemeye ve gerilmeye meyillidir. Yara
bandı ise skatrize karakteri nedeni ile esnemeye
belli bir limit dahilinde katılabilir. Bu bant küçük
azılardan itibaren arka yan yönde belirgindir. Bu
bant arka dış tarafta fonksiyondaki proccessus
coronoideus ile beraber protezin bu taraftaki
sınırını belirler.

36. 5- Yan duvar yüksekliği

Defektin yan duvarı endirekt retansiyon için
kullanılabilir. Defektin yan duvarı obturatörün
arksal yer değiştirmesi ile oluşan basınca karşı
direnç oluşturur. Protezin defekt içindeki
retansiyonu "fulkrum" noktasını merkez kabul
eden ve bir yarı çap boyunca sürüklenen bir
noktanın dikey yer değiştirmesi ile meydana
gelir. Obturatörün yan duvar yüksekliği artırılırsa
protezin yer değiştirmesi (rotasyonu ) azaltılır.

37.

38. Obtüratörlerde stabilite

Stabilite; fonksiyonel kuvvetler ile protezin
yer değiştirmesine karşı gösterdiği
dirençtir.
Obtüratorün destek ve retansiyonu için
sözkonusu yapılar ile planlama ile ilgili
ilkeler aynı zamanda stabiliteye de
doğrudan katkı sağlar.

39. Stabilite

Protezin yatay düzlem
etrafındaki rotasyonu
fullkrum çizgisi
etrafında görülen
rotasyondur.
obtüratör planlaması,
retansiyon ve
stabiliteyi birlikte
sağlamaya yönelik
yapılmalıdır.

40. Stabilite

Protezin yatay düzlem
üzerindeki hareketleri
ön-arka, orta-yan gibi
rotasyonel
kuvvetlerden biri veya
birlikte meydana
gelebilir. Bu
hareketlerde;
Kalan üst çene
defektin kendisi
oklüzyon

41. Kalan üst çene

Mevcut dişler obtüratörü etkileyen
kuvvetleri en aza indirmede kullanılır.
obtüratörün en fazla alanı kapsaması
da rotasyonel yöndeki ve ön-arka
yöndeki hareketini en aza indirmede
faydalıdır.

42. Defekt içi stabilite

Defektin kendisi de stabilite açısından
değerlendirilmelidir. Bunun için obturatorün
hareketli yapıların (ramus) fonksiyonunun
engellemeyecek şekilde defekt içinde her yönde
tam uzatılması ve yerleşimi sağlanmalıdır.
Defekt içi planlamada; Rezeksiyonun orta çizgisi,
defektin ön ve yan duvarları, Proc. Pterygoideus’un iç
yan laminası, kalan yumuşak damak ile en fazla temas
edecek şekilde yapılması protezin ön-arka, orta-yan
rotasyon hareketlerini en aza indirecektir.

43. oklüzyon

Eğer protezin oklüzal ilişkisi, fonksiyon esnasında
kalan üst çenenin destek ve retantif yapıları ile
uyum sağlamazsa stabil olmayan bir protez
ortaya çıkar.
Oklüzal kuvvetin çenenin bütün kapanış
pozisyonlarında (sentrik, eksentrik) maksimum
ve dengeli dağılımı stabiliteyi arttırır. Tüberkül
çatışmaları engellenmelidir.
Ön dişlerde başbaşa kapanış, tüberkül
çatışmalarının engellenmesi ve defekt tarafında
son azı dişinin konmaması çiğnemenin sağlam
tarafla planlanması yapılmalıdır.

44. ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI

Obtüratör, rezeksiyonun orta çizgisine
temas etmelidir. Bu amaçla yumuşak astar
maddeleri kalan damak kısmından itibaren
kullanılabilir.
Obtüratörün orta yüzeyi nazofarenks içine
uzanır. Buranın yüksekliğini konkalar
sınırlar. Bu yüzey özellikle konkaları rezeke
edilmiş kişilerde burundan solumayı
tıkayacak uzunlukta olmamalıdır.

45. ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI

Nasal septumla temas yapılacaksa (orta
çizgiyi geçen defektlerde) bu yumuşak
astar maddeleriyle olmalıdır. Solumayı
sağlayacak minimal yükseklikte olmalıdır.
Orta yüzey yan yüzey kadar yüksek
olmamalıdır. Ön taraf arkaya nazaran
nazofarenks içine orta ve arka yönde
müköz drenajı sağlaması için daha yüksek
olarak hazırlanmalıdır.

46.

47. ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI

Obtüratörün ön yüzeyleri yüz için destek
sağlar ve yüz görünümünü etkiler.
Ön ve yan yüzeyler, ön tarafta burun
boşluğu civarında veya içindeki uzantı ile
devam eder. Bu yüzeyler ön ve yan yara
bandı boyunca ve yukarısında temporal
kemiğin ön yüzeyine veya proc. Ptery.iç
yan laminasına temas edinceye kadar
arka-yan yara bandı boyunca uzanır. Alt ve
yan uzantı alt çene hareketlerini
engellememelidir.

48. ÖBTÜRATÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ VE YAYGINLIĞI

Defektin uzak yanak kısmındaki destek ile
yaygın bir teması olmalıdır.
Ön ve yan yüzeyler yukarıya doğru
mümkün olduğunca yükseltilerek dikey
rotasyon engellenmelidir.
Ön ve yan yüzeyler orta yüzeylerden daha
yüksek olmalıdır.
Arka taraf ise eğimli bir şekilde iniş
göstermelidir.

49.

Obtüratörün Farinjeyal kısmı, yumuşak
damağın üst yüzeyine temas etmelidir.
Solunum borusunun altında seyreder.
Ağıza giriş ve çıkış bu uzantının bu
uzantının boyutunu arttırmaya müsaade
edecek şekilde ise bu kısım uzatılmalıdır.
Protezin arka kısmı Ramus’un hareketlerini
kısıtlamamalıdır.
Damak kubbesi sağlam tarafın simetriğini tamamlayacak
şekilde bitirilmelidir.
Ağırlığın azaltılması için bulb’un içi boş hazırlanmalıdır.

50. Rezeksiyon protezleri yapım zamanına göre

Geçici protezler
*İmmediat obtüratörler
*Tedavi obtüratörleri
Daimi protezler (Obtüratörler)

51. Geçici protezler

Bu safhaya cerrahi kapama adı verilir.
Operasyondan 3-4 ay sonra defektin
sınırları boyutsal olarak nihai şekline
ulaşacağından daimi obtüratör yapılır.

52. İmmediat obtüratörler

Ameliyattan önce ölçü alınır. Ameliyat
edilecek bölge model üzerinde tahmini
olarak kazınır. Protez hazırlanır. Ameliyatı
takib eden dakikalarda takılır kullanma
süresi 8-12 haftadır.

53. Tedavi obtüratörleri

Ameliyatı takip eden ilk hafta da ölçü
alınarak hazırlanan protezlerdir. İyileşme
henüz tamamlanmamıştır. Ölçü esnasında
ve protezin kullanımı esnasında mevcut
yaraların tahriş ve enfekte olmaması için
protezin sınırları kısa tutulur.
8-12 hafta kullanılır.

54. Daimi obtüratörler

Ameliyattan 8-12 hafta sonra uygulanan
protezlerdir.protez için gerekli bütün
ayrıntıları taşırlar.
Bu protezlerden sonra hasta ışın tedavisine
tabi tutulursa protezle dokuların uyumu
bozulacağından daimilik özelliği kaybolur.

55. İmmediat defekt protezlerinin yararları:

Şartlar uygun olduğu takdirde ameliyat öncesi
immediat bir protez hazırlanıp hasta daha anestezi
altında iken bu apareyin yerleştirilmesinin pek çok
yararları vardır:
Desteğini kaybeden yanak dudak kaslarının çökmesi ile
ortaya çıkan estetik görünümü düzeltirler. Ağız içine
doğru çöken yumuşak dokuları dışa doğru desteklerler.
Madde kaybına uğrayan bölgeyi normal şekline getirerek
hastanın çiğneme ve yutkunma fonksiyonunu düzeltirler.
Hastayı psikolojik yönden destekler.
Ameliyatın ilk devrelerinde tamponları matris görevi
görerek destekler, bu tamponların yerine geçerek ağız ve
ameliyat bölgesinin hijyenine olumlu katkılar sağlar

56. İmmediat protezlerin hazırlanması

Ölçü ameliyattan önce alınır.
Rezeksiyon bölgesi cerrah ile birlikte planlanarak model üzerine
işaretlenir
Rezeksiyon sahası içinde kalan Mevcut dişler tamamen kazınır. Dişsiz
alveol kavsi şekillendirilir.
Kretin vestibülü kazınarak derinleştirilir.
2mm kalınlığındaki pembe mum sağlam taraf dişlerinin palatinal
yüzeylerine kadar yayılarak modele edilir.
Tutuculuk için bükme kroşeler kullanılır. Protezin retansiyon ve
sustantasyonu sağlam taraftaki kroşelerle rezeksiyonun gerisinde
kalan maksiller tuber tarafından sağlanır
Kaide plağı şeffaf akriliten hazırlanır
Rezeksiyon bölgesinde kaldırılan dişler ya hiç konmaz ya da sadece
estetik amaçla ön dişler konabilir

57.

58.

59.

60.

61.

62.

63.

64.

65.

66.

67.

68.

69.

70.

71.

72.

73. Obtüratör tutuculuğunda faydalanılan yapılar

1- elastik maddeler
2-şişirilebilir lastik bulblar
3-Yüz ve üst çeneyi içine alan protezler
4-Yaylar
5-Manyetikler
6-Yapıştırıcılar
7-Suksiyonlar
8-implantlar

74. 1-Elastik Maddeler:

Daimi obturator
protezin yapımından önce
kalan sırtın korunması gerektiğinde,
hipertrofik, irrite olmuş, hiperemik ve yer
değiştirmiş ağız mukozasını sağlıklı bir
duruma getirmek istendiğinde kullanılır. Bu
tip materyaller hastanın eski protezine
uygulanabilir. Bu amaca hizmet edebilmesi
için 0.5 mm. veya daha kalın olarak
uygulanması gerekir. Bu amaçla yumuşak
astar maddeleri kullanılabilir.

75. 2-Şişirilebilir lastik bulblar

Bu tip obturatör üst çene rezeksiyonu geçiren ve
büyük defekli hastalarda kullanılabilir. Obturatör
silikon kaide vasıtasıyla proteze bağlıdır ve
içindeki hava sübap’ı bulunan lastik bir balon
ihtiva eder. Defekti doldurmak için balon hava ile
şişirtilir. Bu aparey ağız ve burun arkasında iyi
bir kapama sağlar ve operasyonu takiben doku
değişikliklerine kendilerini adapte ederler. ağza
uygulandıktan sonra şişirilebilmesi, ağzın
açılmasının. sınırlı olduğu durumlarda bile
rahatlıkla kullanılabilir ayrıca oldukça hafif ve
tutuculukları da iyidir.

76. 3-Yüz ve üst çeneyi içine alan protezler

Yüzün bir kısmını ve üst çeneyi içine alan
defektli hastalara uygulanan protezlerde
tutuculuk yüz protezi vasıtası ile sağlanır.
Bu işlem, defekt protezi ile yüz protezi
arasında mıknatıs veya değişik tip sürgüler
kullanı1arak yapılır. Kolaylıkla tutuculuğu.
sağlayan yüz protezi aynı zamanda
obturatöründe tutuculuğu sağlar.

77. 4-Yaylar

Total veya kısmi üst çene rezeksiyonlu hastalarda
retansiyonu yayların kullanımı ile sağlanabilir. Alt çene
rezeksiyonlu dişsiz hastalarda da yaylar daha stabil olan
üst çene protezlerinden aldığı ayırıcı kuvvetle alt defekt
protezinin tutuculuğu ve stabilitesini arttınr.
Yayların dezavantajları; Devamlı basınç yaptığı için alveol
rezorbsiyonuna sebep olurlar, bu basınca mukoza
membranı tolerans göstermeyebilir, sürtünmeden dolayı
yanak iç yüzeyleri tahriş olabilir, lateral kuvvetler
kısıtlanır, özellikle spiral yaylar hijyenik değildirler, bu
mahsurlarında giderilebildiği tipler de olmasına rağmen
günümüzde kullanılmamaktadır .

78. 5-Manyetikler

Manyetikler hem üst çenede hem de alt çene
rezeksiyonu yapılan hastaların protezlerine
bazen ağız içi bazen de yüz protezi ile ağız
protezi arasında tutucu olarak kullanılabilirler.
Ayrıca çene yüz protezi tedavisinde ihtiyacı olan
hastalarda manyetik implantlardan tutuculuğu
arttırmakta yararlanılabilir.
Manyetik etki dokularda zararlı etki oluşturmaz
ancak ağız içi kullanımda protezlerde sürekli
basınç ilettiği için çene kemiklerinde
rezorbsiyonlar, TME ağrıları ve çenelerde
yorgunluk meydana getirebilir.

79. 6-Yapıştırıcılar

Protezlerin retansiyonlarını arttırmada
kullanılır. Ayrıca çeneler arası kayıtların
alınmasında ve dişli prova safhasında
hekime kolaylık sağlar.

80. 7-Suksiyonlar

Basit vantuzlar tutuculukta faydalıdır fakat
sert damakta dolaşım bozukluklarına
sebep olmaları sonucu delinmelere ve
habis tümörlere neden oldukları için
günümüzde kullanılmazlar.

81. 8-İmplantlar

Özellikle tutuculuğun problem
olduğu tam dişsiz hastalarda
implant uygulamaları büyük
avantajlar sağlamaktadır.

82. Obturatörlerde stabilite

Stabilite fonksiyonel kuvvetler ile protezin yer değiştirmesine karşı
gösterdiği dirençtir. Protezın yatay düzlem etrafındaki rotasyonu
fulkrum çizgisi etrafında görülen rotasyondur. Protezin horizontal
düzlem içindeki hareketi, ön-arka, orta-yan gibi rotasyonel
kuvvetlerden birisi veya bütün bu kuvvetlerin kombinasyonu halinde
olabilir.
a- Kalan üst çene stabilitesi
b- Defekt ici stabilite
c- Oklüzvon
d-Protezin büyüklüğü ve yaygınlığı
Ayrıca protez stabilizasyonunun sağlanmasında osseointegre dental
implant uygulamaları çok olumlu sonuçlar vermektedir

83.

Destek ve retansiyonda olduğu gibi defektin kendisi de
öbturatörün stabilitesini arttırmak için düşünülmelidir.
Protezin defekt içinde ve bütün yan yönlerde maksimum
uzantısı sağlanmalıdır.
Defekt protezlerinde, anterior dişlerin baş başa kapanışı
sağlanarak, yan hareketlerde tüberkül çatışmaları
önlenerek, defekt tarafında son azı dişi konmayarak bu
durum kısmen önlenir. Genelde bu tip protez kullanan
hastaların çiğnemeleri için sağlam taraflarını kullanmaları
önerilir.
.
Protez rezeksiyonun orta çizgisi ile temasta
olmalıdır.Yumuşak astar materyali defekt içinde
retansiyona yardımcı olmak için kullanılabilir.
Protezin posterior kısmı fonksiyon halindeki mandibulaya
temas etmemelidir. Dişlerin yerleştirilmesinden sonra
damak şekli, kalan üst çene kısmını örten parça ile
simetrik hale gelmelidir.

84.

Maksiller çene defeklerinde rezeksiyon
maksillanın 1/3 den fazla ise kalan alveoler doku
yetersiz olacağından yeterli destek ve stabilite
için defekt içlerinden de yararlanmak gerekir.
Bazı durumlarda rezeksiyon göz boşluğunu da
içine alabilir. Orbital kemik kaybıyla birlikte
orbital protezle obturatör arasındaki bağlantı
alanı genişletilir. Obturatör ile orbital protez
bağlantılı olduğunda göz protezi çiğneme,
esneme, hapşırma vb durumlarda obturatörün
retansiyon ve stabilitelerinde azalmaya sebep
olur.

85.

86.

87.

88.

89.

90.

91.

92.

93.

94. Obturatörleri etkileyen kuvvetler

1- Rotasyonel kuvvet: Obturatörün burun
uzantısının ağırlığı bu kuvveti oluşturabilir. Bu
kuvveti yapışkan gıdalarda oluşturabilir. Buna
karşı koyabilmek için obturatörün yanak
tarafındaki uzantısı mümkün olduğunca yukarı
çıkarılarak retansiyon arttırılabilir ve bu kuvvete
karşı konulabilir. Aynca protezin ağırlığı da
azaltılmalıdır.
2- Oklüzal kuvvetler: Çiğneme yutkunma
esnasında ortaya çıkar. Bu kuvvetleri dağıtmak
için okluzal tırnaklar yardımcı olur. Obturatörün
stabilizasyonunu arttırmada orta hattın
karşısında kalan sırta veya dişlere ihtiyac vardır.

95. Obturatörleri Etkileyen Kuvvetler-2

3-Yan kuvvetler : Yan kuvvetlerle meydana gelen
baskılar okluzal tablanın düzenlenmesi, erken temas
noktalarının kaldırılması ve stabilize eden parçaların geniş
şekilde dağıtılması ile azaltılabilir. Defektin orta duvarı da
yan kuvvetleri karşılamada faydalı olur. Özellikle damak
lambo' su ile kapatılmış defekt duvarlarında karşı koyma
daha da artar.
4-Ön ve arka hareket: Ön ve arka harekete destek
dişlerin, dişler arası yüzeylerdeki rehber düzlemlerin
planlamaya dahil edilmeleriyle karşı konulur.

96. Obtüratörlerin Sınıflandırılması-1

1-Rezeksiyon hacimlerine göre:
a)Büyük rezeksiyonlu obturatör: Rezeksiyon sonrası
meydana gelen açıklık büyük ise, örneğin maxillanın
tümü, nazal ve zygomatik kemikler rezeksiyona uğramış
ise hazırlanan protezlerin tümünü aynı anda ağza takmak
mümkün değildir. Obturatör ve protezin ayrı ayrı yapılıp
özel apareylerle bunların ağızda birbiriyle bağlanması
gereken protezler yapmak gerekebilir.Protezin tekparça
(monoblok ) veya çok parçalı( multi blok ) olmasına
rezeksiyon kavitesinin büyüklüğüne ve genişliğine göre
karar verilir.
b)Küçük rezeksiyonlu obturatörler: Sinüs veya burun
boşluğuna açılan nispeten küçük üst çene
rezeksiyonlarında uygulanan obturatörlerdir.

97. Obtüratörlerin Sınıflandırılması-2

Dişli Ağızlarda Rezeksiyon Bölgelerine Göre:
Klas1: Yarım çene rezeksiyonudur. Yumuşak damak
rezeksiyon bölgesine girmez. Rezeksiyon orta hatta
sonlanır. En çok rastlanan maxilla defektidir.
Klas2: Kennedy 2 gibidir, premaxilla durmaktadır, tek
taraflı olarak posterior bölge çıkarılmıştır..
Klas3: Defekt sert damağın ortasındadır . Bazen
yumuşak damağı da içerebilir. Cerrahi defekt bölgesinde
dişler yer almaz.
Klas 4: Premaksilla ve sert damağın tek tarafını içine
alır.
Klas5: Premaxilla dışındaki sert damak iki taraflı olarak
rezeke edilmiştir.
Klas 6:
Posterior kısım mevcuttur. Premaxilla
çıkarılmıştır. Nadir görülen durumdur.

98. Obtüratörlerin Sınıflandırılması-3

3-Operasyondan sonra ağızda takılma
sürelerine göre:
1-İmmediat cerrahi obturatörler
2-Geçici (tedavi) obturatörler
3-Daimi obturatörler

99.

100.

101.

102.

103. Daimi obtüratörler

Ameliyatı takip
eden 10-12
hafta sonra
daimi protez
hazırlanır.

104.

105. Obturatörde Yapılan Bulb İle İlgili Özellikler:

l- Konuşma rezonansına yardımcı olması, protezin ağırlığını
hafifletmesi, yüz estetiğini sağlaması, ağız dışı protezlerle birlikte
kullanıldıklarında bu protezlere temel oluşturması açısından bulb'un
her tarafının kapalı ve içinin boş olması gereklidir.
2- Hastanın fonasyonu, yeterli yanak desteğinin sağlanması, tutucu
bölgelerin lokalizasyonu ve protezin ağıza girip çıkma rahatlığı
obtüratör bulb'unun yüksekliğini belirler.
3- Obtüratör bulb'u tek veya iki parça olarak yapılır, ancak tek parça
olarak hazırlananlar daha estetik ve hijyeniktirler.
4- Bulb'un üst kısmı kapalı veya açık olarak hazırlanabilir. Her iki
şeklin de avantaj ve dezavantajları vardır.
5- Defekt bölgesindeki tutucu kısımlardan daha iyi yararlanabilmek
için obtüratör bulb'unun yumuşak akrilik veya silikon esaslı
maddelerden yapılması önerilmektedir.
6-Sağlıklı kretler olduğunda ve ufak merkezi palatal defektlerde
gerek yoktur.
7-Cerrahi protezlerde gerekli değildir.

106. Obturatörlerde 2 çeşit bulb vardır

1-Hollow-bulb
Obturatör
2-Bukkal uzantılı
Obturatör

107.

108.

109.

110.

111.

112.

113. Hollow-bulb Obtüratör

Üstü kapalı içi boş
obtüratörlerdir. Tek
veya çift parça olarak
hazırlanırlar.

114.

115. Çift Parça Olarak Yapılması

Önce modelde defekt sahasındaki aşırı retantif bölgeler alçı yada
siman ile bloke edilir. Daha sonra 2mm kalınlığındaki pembe mum
defekt sahasını kapsayacak şekilde kaplanır. Bilinen usullerle akriliğe
çevrilen mum; ağıza uyum için hazırlanır. Ağıza yerleştirilen bulb ile
birlikte, ikinci bir ölçü alınır. Bulb ölçü ile birlikte çıkar. Ölçüden bulb
çıkarılır. Bulb'un içine dolan ölçü maddesi keskin bir aletle kret
seviyesinde kesilir. Sert alçıdan model elde edilir. Modelde
obtüratörün protezle birleşecek kısmı belirgindir. Protez bilinen
usullerle bitirildikten sonra ağızda bulb ve protez provası yapılır.
Daha sonra bulb ağızda, otopolimerizan akrilikle birkaç yerinden
tutturulur. Ağızdan çıkarıldıktan sonra içerisine sıvı maddelerin
giremeyeceği şekilde otopolimerizan akril ile kaplanır.

116. Tek parça Yapımı:

Obturatörle birlikte provaları yapılan
protez direk muflaya alınır. Mum atıldıktan
sonra akril konularak direk tepilir.
Bulb iç kısmının boşluklu olması için,
muf1a açıldıktan soma üniform kalınlıkta
tepilen akril içine, toz şeker yada tuz
konulup üzerine tekrar akril tepilerek
bitirilmesidir. Sonra bulb delinerek şeker
yada tuz boşaltılır, yıkanır ve
kurutulduktan sonra otopolimerizan akrilik
ile kapatılır.

117.

Bir başka hazırlama yöntemi ise şöyledir:
Modelin defekt olan kısmı silikon putty ile
damak formu verilerek düzenlenir. Bunun
üzerine kaide plağı hazırlanarak dişli prova
yapılır. Bu maket kısım modelden ayrılarak
muflaya alınır ve akrilik tepilir. Çalışma
modelinde ise mum ve silikon dolgu
modelden uzaklaştırıldıktan sonra defekt’e
bakan yüzeyler tamamen 2mm.
Kalınlığında relief mumu ile kaplanır.
Bunun üzeri de 2mm kalınlığında
otopolimerizan akrilik ile kaplanır.

118.

otopolimerizasyon tamamlanmadan
bitirilen akrilik kaide bu kısımda model
üzerindeki yerine yerleştirilerek birlikte
polimerize olması sağlanır
Polimerizasyon tamamlandıktan sonra
protez ile birlikte modelden çıkarılan
otopolimerizan bulb kısmının etrafında yer
alan relief mumu sıcak ile temizlenir.
Boşluğa bilinen yöntemlerle akrilik
tepilerek içi boş bulb hazırlanmış olur

119. Tek parça Yapımı

120.

121. 2-Bukkal Uzantılı Obtüratörler:

Bu tip protezlerde
obtürator bulb
kısmının defekt’e
bakan kısmı açıktır
şekil olarak çanağa
veya havuza
benzemesi sebebiyle
havuzlu obtüratör
olarak da
adlandırılmaktaydı.

122.

Buccal uzantılı obtüratörün hazırlanmasının
kolay yolu bütün olarak bitirilen
obtüratörün defekt tarafında frezle açılan
oyuğun genişletilmesi şeklinde olabilir.
Ancak böyle bir çalışmada yan duvarların
her tarafında uniform kalınlık elde edilmesi
mümkün olmaz bazı yerler daha kalın
olurken bazı yerler ise gereğinden fazla
incelebilir.

123.

Bir başka çalışma yöntemi de alçı çekirdek
yöntemi olarak bilinir. şu şekilde uygulanır;
Defekt’in tabanı dışında, ana model
üzerinde protezin kaplayacağı tüm yüzey
3-4 mm kalınlıkta mum ile kaplanır.
Mumlama tamamlandıktan sonra ana
model 5 dk. soğuk suda bekletilerek
mumun sertleşmesi sağlanır. Sonra defekt
bölgesine alçı uygulanır

124.

Alçı sertleşmeden önce rezeksiyona
uğramış bölgedeki alçı, rezeksiyona
uğramamış taraftaki maksilla ve alveoler
kretine uygun olarak modele edilir. Bu
modelaj anında rezeksiyon tarafında mum
modelaj reliefi için 2 mm kalınlıkta bir
tolerans bırakılır. Alçı sertleştikten sonra
rezeksiyona uğramış tarafta palatinal
plağın modelajı tamamlanır. Ana model
muflaya alınarak mum eritilir ve bilinen
usullerle bitirilir

125.

126.

Ağıza takılan bukkal uzantılı obtüratör
kaidesinin stabilitesi kontrol edilir. Protezin
defekt bölümüne uyumunu kontrol etmek .
için hastadan su içmesi istenir. Herhangi
bir sızıntı bukkal uzantının
modifikasyonunu gerektirir. Obturatörün
kaidesine bilinen usullerle dişler
yerleştirilir.

127. Bukkal uzantılı obturatörlerin avantajları;

1-Hollow-bulb obturatörleri nazal rezonans odasını tıkayarak
konuşma kalitesini bozar. Bukkal uzantılı obturatörlerde konuşma
kalitesi daha yüksektir.
2- Hiyenik açıdan, sekresyonu çanak içine toplayarak temizlenmesini
kolaylaştırır.
3-Stabilte hollow-bulb 'a göre daha iyidir.
4-Burundan sıvı gelmesi klinik olarak minimal düzeydedir.
5- Ayrıca sekresyonların boşluk içinde birikip protezin ağırlığının
artması da önlenmiş olur.
6-Açık hollow obturatörler hekim ve hastanın kullanımı açısından
yararlıdır. Çünkü ağırlık azalır, temizliği ve kolaylaşır , konuşma
kalitesini arttırır.

128. Obturatör bulbunun yapıldığı materyale göre :

a) Sert bulb: Bu tip obturatörler genellikle, tutuculuğun
defektin andırkatlı bölgelerinden sağlanmadığı yada
yumuşak doku reziliensi fazla ise kullanılır. Bunlar
genellikle akriliktir.
b) Yumuşak bulb: Sert ve yumuşak dokunun aşırı
andırkatlı olası halinde obturatörün retansiyon sağlaması
için kullanılır. Fleksible materyaller doku ile kontak
noktasına kadar uzanabilirler. Genellikle rijit materyaller
doku ile kontak kurmazlar. Fleksible materyaller protez
için ilave destek ve stabilite sağlar. Genellikle silikon
kullanılır.
c)Sert ve yumuşak kombine bulb: Akrilik kaide üzerine
fleksible materyallerin yerleştirilmesi ile yapılırlar.
English     Русский Rules